Gazze’de kötü yaşam koşulları çocuklar arasında suçiçeği salgınını büyütüyor
Safiye Karabacak, Abdallah F.s. Alattar
17 Temmuz 2026•Güncelleme: 17 Temmuz 2026
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de insani yardım operasyonlarına yönelik kısıtlamalarını sürdürdüğünü, bunun da bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırdığını belirtiyor.
Bölgede son iki haftada 9 binden fazla suçiçeği vakası tespit edilirken, vakaların yarısından fazlasının nüfusun en yoğun olduğu Han Yunus’ta görülmesi, insani krizin halk sağlığı üzerindeki ağır etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Aşırı kalabalık kamplar, biriken atıklar, temiz suya erişim sıkıntısı ve çöken kanalizasyon altyapısı, yerinden edilen Filistinliler için yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Bu koşullar, başta suçiçeği olmak üzere bulaşıcı hastalıkların hızla yayılmasına neden olurken, bölgede derinleşen insani krizi aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı felaketine dönüştürüyor.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric 10 Temmuz’da gerçekleştirdiği basın toplantısında, Gazze’de akut solunum ve deri hastalıklarının en sık bildirilen rahatsızlıklar olmaya devam ettiğini belirterek, “Özellikle Han Yunus çevresindeki bölgede su kaynaklı hastalıklar artmaya devam ederken, geçen hafta 18 binden fazla yeni suçiçeği, dış parazit istilası ve bakteriyel deri enfeksiyonu olan impetigo vakası kaydedildi.” demişti.
Nasır Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Amir el-Masri, Gazze’de giderek artan suçiçeği vakalarının sağlık sistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
AA muhabirine konuşan Masri, yoğun nüfus, yerinden edilen insanların aşırı kalabalık kamplarda yaşamak zorunda kalması, temiz su yetersizliği ve kötü hijyen koşullarının hastalığın kısa sürede binlerce kişiye yayılmasına zemin hazırladığını dile getirdi.
Hastaların izole edilebileceği uygun alanlar bulunmadığını, hastalığın ise son derece bulaşıcı olduğunu kaydeden Masri, “Bu hastalığa çoğu zaman yüksek ateş eşlik eder. Çocukları, yaşlıları ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişileri etkiler. Ne yazık ki bugün artık toplumun tüm kesimlerinde görülmeye başlandı. Bunu tam anlamıyla bir salgın olarak nitelendirmiyoruz ancak Sağlık Bakanlığına bağlı tüm merkezlerde çok sayıda vaka tespit ediliyor.” dedi.
Vaka sayılarındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Masri, şunları kaydetti:
“Bazı sağlık kuruluşlarında her gün en az 10 ila 15 vaka görülüyor, bazı merkezlerde ise bu sayı 30 ila 40’a ulaşıyor. Birleşmiş Milletler de son iki haftada Gazze Şeridi genelinde yaklaşık 9 bin vaka tespit edildiğini bildiriyor.”
Suçiçeğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkati çeken Masri, “En büyük endişemiz hastalığın neden olabileceği komplikasyonlardır. Virüsün oluşturduğu yaralara bakterilerin yerleşmesiyle ikincil enfeksiyonlar gelişebilir. Bu durum orta kulak iltihabı, zatürre ve beyin enfeksiyonlarına kadar uzanan ağır tablolara neden olabilir. Bu yüzden komplikasyon riski oldukça yüksektir.” diye konuştu.
Bu hastalığın uygun tedaviyle kontrol altına alınabileceğini kaydeden Masri, tıbbi imkanlar ve ilaç yetersizliği nedeniyle hastalığın ne yazık ki halkın sağlığını tehdit eden ciddi bir tehlikeye dönüşmüş durumda olduğuna işaret etti.
“Salgının başlıca nedenleri kanalizasyon sorunları ve hijyen koşullarının yetersiz olması”
Doğum yaptıktan sonra suçiçeği olan ve hastanede tedavi gören Fatma Buşeyyab (22), “Hastaneden döndüğümde çadırıma geldim ve bebeğimin de suçiçeği hastalığına yakalandığını gördüm. Çadırların bulunduğu yerde pireler ve fareler var. İkinci kızımın da hastalığa yakalandığını görünce yıkıldım. Çocuğum çok bitkin durumda. Ona uygun bir tedavi bulamıyoruz. Artık dayanacak gücüm kalmadı.” ifadelerini kullandı.
Buşeyyab’ın annesi Esma Ahmed Ebu Gali de yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle dile getirdi:
“Kızım doğumdan 5 gün sonra çiçek hastalığına yakalandı. Hastalık iyileşmeye başlamıştı ancak 6-7 günlük olan yeni doğan bebeğine de bulaştı. Bebeğimiz 6 gün hastanede kaldı.
Durumu çok kötüydü. Altı gün sonra taburcu edildi ama hala aynı durumda; çünkü tedavi yok. Hastaneden eve döndüğümüzde hastalığın diğer çocuğumuza da bulaştığını gördük.”
Yaşadıkları çadırdaki yaşam koşullarının kötü olduğuna işaret eden Ebu Gali, “Her yerde pireler, sinekler ve fareler var. Ne rahat uyuyabiliyoruz ne de dinlenebiliyoruz. Diğer çocukların da hastalığa yakalanmasından korkuyorum. Gündüzleri dayanılmaz bir sıcak var. Çadırların içinde yaşamak mümkün değil. Bebeğimiz çok hasta ve sürekli vücudunu kaşıyor. İlaç arıyoruz ama bazen bulabiliyoruz, bazen bulamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gazze Şeridi’nde suçiçeği vakalarının 10 bini aştığının ifade edildiğini, salgının en ağır şekilde Han Yunus’ta hissedildiğini belirten Ebu Gali, yaşanan insani koşulların hastalığın hızla yayılmasına zemin hazırladığını söyledi.
Ebu Gali, yaşadıkları tabloyu şu sözlerle anlattı:
“Hastalık önce çocuklar arasında hızla yayıldı, ardından yetişkinlere de bulaştı. Çadırlarımız neredeyse iç içe. Kanalizasyon altyapısı yetersiz. Taşan lağım suları ve biriken çöpler, çocuklar başta olmak üzere kamplarda hastalıkların yayılmasına neden oluyor. Çadırlarda çocuklardan kadınlara, gençlerden yaşlılara kadar herkes hastalığa yakalanıyor.
Çöpler düzenli olarak toplanmıyor, kamplar yeterince temizlenmiyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz salgının başlıca nedenleri, aşırı kalabalık çadırlar, çöken kanalizasyon sistemi ve son derece yetersiz hijyen koşulları.”