GÜNDEM

Barış Konseyi yakında Gazze’de insani barınma merkezlerini yönetmeye başlayacak


İsrail’deki Israel Hayom gazetesi tarafından yayımlanan özel bir raporda, sivillerin yönlendirileceği ilk noktanın Refah kenti yakınlarındaki Tel es-Sultan bölgesi olacağı, buralara özellikle silah taşımayan ve Hamas ile bağı bulunmayan kişilerin alınacağı öne sürüldü.

Çok uluslu güçler konuşlandırılacak

İsimleri açıklanmayan kaynaklara dayandırılan haberde, şu ifadelere yer verildi:

“Barış Konseyi liderliğindeki çok uluslu güçler (Uluslararası İstikrar Gücü) bölgeye ulaşacak ve Gazze Şeridi yakınlarındaki İsrail’e ait ‘Amity Kampı’nda kendileri için özel olarak hazırlanan üsse yerleşecek.”

Söz konusu güçlerin, insani bölgelerde düzeni sağlamak adına ateşli olmayan silahlarla donatılmasının beklendiği aktarılırken, “İsrail ordusunun ise sarı hattın ötesindeki bölgelerde kontrolünü sürdüreceği ve buradaki hakimiyetini pekiştireceği” kaydedildi.

Haberde, insani barınma merkezlerine tıbbi yardım ve gıda malzemeleri gönderilerek, Hamas’ın Gazze Şeridi genelindeki halk üzerindeki nüfuzunun kademeli olarak kırılmasının hedeflendiği iddia edildi.

“Kıskaç harekatı” benzetmesi

Barış Konseyi’nin, önümüzdeki haftalarda İsrail’e gelmesi beklenen çok uluslu güçleri karşılamak ve Gazze Şeridi içinde konuşlandırmak amacıyla sınır bölgelerinde lojistik merkezler kuracağı belirtildi.

Bu adımların, Hamas’ın silah bırakmayı reddetmesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planının uygulanmasına destek amacıyla atıldığı öne sürülerek, şu iddialarda bulunuldu:

“Bu uygulama aslında Trump planının 17. maddesinin hayata geçirilmesidir. Plan, Hamas varlığından arındırılmış bölgelerde ‘geçici bir yeniden imar’ sürecinin önünü açmaktadır. Konsey yetkilileri, bu bölgelerde kalıcı beton yapılar kullanılmayacağını, bunun yerine prefabrik konutlar (konteyner) kurulacağını ve buralara yerleşecek nüfusa tıbbi ve diğer hizmetlerin sunulacağını taahhüt etti.”

Gazete, bu planı bir “kıskaç harekatına” benzeterek, ordu sahada Hamas’ın kontrolündeki bölgeleri daraltırken, Barış Konseyi’nin de halkı Hamas’ın kontrolünden çekip alacağını, sonraki aşamada ise Hamas’ın “halksız, topraksız ve kaynaksız” bırakılarak varlığına son verilmesinin umulduğunu ileri sürdü.

“Lübnan modeli” uyarısı

Haberde, Hamas silah bırakmayı kabul etmediği sürece kurulacak “Teknokrat Komitesi”nin de Hamas kontrolündeki bölgelerde sorumluluk üstlenmeyeceği iddia edildi.

Kaynaklar, bunun gerekçesini Hamas’ın komiteyi silah zoruyla kontrol etmesini engellemek ve Hizbullah’ın Lübnan’daki egemenliğine benzer bir “Lübnan modelinin” tekrarlanmasının önüne geçmek olarak açıkladı.

Bu durumda uygulanacak alternatif planın, “Barış Konseyi” ve komitenin, Hamas’ın yönetimini zayıflatacak bir alternatif oluşturmak amacıyla şimdilik sadece kontrol dışı sınırlı bölgeleri yönetmesi olduğu belirtildi.

Hamas: Uluslararası gücün gelişi İsrail ihlallerinin son bulması için bir başlangıç olsun

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, “Barış Konseyi” tarafından ilk taktik araçların “Endurance” adlı lojistik destek alanına ulaştığının duyurulmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı.

Kasım, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Barış Konseyi’nin Gazze Şeridi’nde konuşlanacak uluslararası güçlerin ulaşmaya başladığını duyurmasının, bu güce verilen görevlerin uygulanması adına bir başlangıç olmasını umuyoruz. Bu görevlerin başında, Gazze Şeridi’ndeki halkımız ile işgal ordusunun birbirinden ayrılması ve işgal devletinin ihlallerinin durdurulması gelmektedir.”

“Savaşı durdurma planı fiilen uygulansın”

Barış Konseyi’ne Gazze’deki savaşı sonlandırma planının maddelerini fiilen uygulama çağrısında bulunan Kasım, Gazze Şeridi’ni Yönetme Ulusal Komitesi’nin bölgeye girişinin sağlanması, gerçek anlamda insani yardım ulaştırılması ve İsrail’in geri çekilmeye zorlanması gerektiğini vurguladı.

Kasım ayrıca, Gazze Şeridi’nin neresinde olursa olsun tüm Filistin halkının en doğal hakkı olan yeniden imar sürecinin de bir an önce başlatılması talebinde bulundu.

“Endurance” lojistik destek alanı

Barış Konseyi, dün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, taktik araçların, Endurance lojistik destek alanına ulaştığı bilgisini paylaşmış ve araçların gelişini belgeleyen fotoğraflara yer vermişti.

İsrail merkezli “i24 News” televizyon kanalının internet sitesinde yer alan bilgilere göre, “Endurance” alanı Gazze Şeridi’nin içinde değil, güney İsrail’de, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı yakınlarında kuruldu.

Bu bölge, Gazze’de görev yapacak Uluslararası İstikrar Gücü için bir geçiş ve destek merkezi işlevi görüyor.

Araç, teçhizat ve personelin Gazze içine kademeli olarak sevk edilmeden önce burada karşılandığı belirtiliyor.

Eski İsrail Başbakanı Bennett: Netanyahu artık ülkeyi yönetemiyor, aşırı sağcı bakanların esiri oldu

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Amerikalı yayıncı ve blogger Mario Nawfal’e verdiği özel röportajda, İsrail iç siyasetinde ve Gazze ile Lübnan sınırında devam eden çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Netanyahu’nun kendi hükümeti üzerindeki kontrolünü yitirdiğini vurgulayan Bennett, “Bibi (Netanyahu) artık kendi kabinesine söz geçiremiyor. Ben-Gvir onu bir tarafa, Smotrich diğer tarafa çekiyor, ultra-Ortodoks partiler ise bambaşka bir yöne baskı yapıyor. Netanyahu iktidarda kalabilmek için bu isimlerin tamamına muhtaç olduğundan, hiçbirine ‘hayır’ diyebilecek gücü kendisinde bulamıyor.” şeklinde konuştu.

Bennett, mevcut hükümetin radikal unsurların esiri haline geldiğini savunarak, “Kendi hükümetimde Ben-Gvir ve Smotrich gibi aptalca beyanatlarda bulunan hiçbir ‘aptala’ yer vermezdim. Hatta Ben-Gvir’i en başta kabineye bile sokmazdım. Eğer hükümetimden biri çıkıp böyle saçma sapan konuşsaydı, onu derhal haddini bilmeye çağırırdım. Ancak Netanyahu, varlığı onlara bağlı olduğu için bunu artık yapamıyor.” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in imaj krizinin sorumlusu kendisi”

İsrail’in uluslararası arenada çöken itibarına ve diplomatik yalnızlığına da değinen Bennett, bu durumun sorumlusunun taraflı medya veya dış propaganda olmadığını, doğrudan hükümetin kendi politikaları olduğunu itiraf etti.

Bennett, dünyadaki tepkilerin İsrail’in kendi hatalarından kaynaklandığını açıkça kabul ederek, ülkenin en büyük sorununun artık sadece sınırların dışındaki düşmanlar değil, içerideki aşırı uçların esiri olmuş mevcut yönetim anlayışı olduğunu kaydetti.

“Uzun süren savaşlar İsrail doktrinine aykırı, ekonomi tükendi”

Bennett, Filistin Devleti’nin kurulmasına karşı çıktığını, Hamas’ın yok edilmesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki görüşlerini koruduğunu ve İran’ı hala en büyük stratejik tehdit olarak gördüğünü belirterek, mevcut askeri stratejinin ülkeye zarar verdiğini savundu.

Uzun süren savaşlara inanmadığına işaret eden Bennett, şunları kaydetti:

“Gazze’de, Lübnan’da ve İran ekseninde yürütülen bu topyekun savaşın ucu açık şekilde uzayıp gitmesi İsrail’in askeri doktrinine aykırıdır. Eğer bir savaşa girmek zorundaysanız bunu hızlı ve yoğun bir şekilde yapar, kazanır, bölgeyi istikrara kavuşturur ve yolunuza devam edersiniz. Ancak savaşı bu kadar uzun süreye yaydığınızda, bu durum hem ekonomimizi tüketiyor hem de yedek askerlerimizi yıpratıyor. İsrail’in, her diplomatik teması ilhak ve kalıcı çatışma söylemleriyle baltalayan koalisyon bakanlarından kurtulması, bölgedeki Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerle ilişkileri yeniden inşa edebilecek ve bu bitmek bilmeyen savaşları nasıl sonlandıracağını bilen basiretli bir hükümete ihtiyacı var.”

Trump’ın Gazze Planı

Beyaz Saray, 16 Ocak’ta Gazze’deki geçiş dönemi yönetim yapılarını onayladığını duyurmuştu.

Bu yapılar arasında “Barış Konseyi”, “Gazze Yürütme Konseyi”, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (Teknokrat Hükümet)” ve “Uluslararası İstikrar Gücü” yer alıyor.

Gazze’ye ilişkin “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı, 19 Şubat’ta ABD Başkanı Donald Trump başkanlığında Washington’daki Barış Enstitüsü’nde yapılmıştı.

Bu adım, Trump’ın Gazze’deki savaşı sonlandırmayı amaçlayan 20 maddelik planının ikinci aşaması kapsamında atılmış ve plan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 17 Kasım 2025 tarihli ve 2803 sayılı kararıyla da desteklenmişti.

Söz konusu plan, İsrail’in 8 Ekim 2023’te ABD’nin desteğiyle başlattığı, 73 binden fazla kişinin ölümüne, 173 binden fazla kişinin yaralanmasına yol açan ve sivil altyapının yüzde 90’ını yıkan yıkıcı saldırıların ardından uygulamaya konulmuştu.

BM, Gazze’nin yeniden imar maliyetini yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin ediyor.



Source link