Anatolya

En Hızlı Haber Kaynağınız

GÜNDEM

İstanbul’da selalarla halkı meydanlara çağıran din görevlilerinin 15 Temmuz tanıklığı


Üsküdar’daki Karakadı Alaaddin Camisi İmam Hatibi İkram Alacalar, AA muhabirine, 15 Temmuz gecesi televizyonda Boğaziçi Köprüsü’nün kapatıldığı haberleri üzerine oğluyla birlikte dışarı çıktığını, Mihrimah Sultan Camisi’nin önünde darbe girişimi olduğuna dair konuşmalar yapan vatandaşlarla karşılaştığını söyledi.

Kısa süre sonra meydanda kalabalığın arttığını belirten Alacalar, yüksek bir yere çıkarak vatandaşlara darbe girişimine karşı koymaları gerektiğine ilişkin konuşma yaptığını dile getirdi.

Alacalar, “Darbeye hayır, Bismillah, Allahu ekber” diyerek yürüyüşe geçtiklerini, Bağlarbaşı üzerinden köprüye ilerledikleri sırada tanklarla karşılaştıklarını ifade etti.

Darbe girişimine katılmamaları konusunda uyardıkları askerlerin, üzerine silah doğrulttuğunu vurgulayan Alacalar, oğlunun kendisinden camiye gidip sela okumasını istediğini aktardı.

Oğlunu bırakarak görevli olduğu camiye sela okumaya gittiğini söyleyen Alacalar, diğer camilerden de sela seslerinin yükselmesiyle rahatladığını, insanlar meydanlara daha çok çıkmaya başladığını belirtti.

Alacalar, “Vatan bizim için en kıymetli hazinedir. Vatan, vatan olmaktan çıkarsa camiler kapanır. Namaz kılamaz, ibadetini yapamazsın. Ailene, çoluk çocuğuna bakamazsın. Namus kavramı ortadan kalkar. Özellikle gençlere şunu söylüyorum. Aç kalabilir, ekmeksiz yaşayabilirsiniz ama vatansız yaşayamazsınız. Vatansız hiçbir şey olmaz. Birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde ilelebet bu vatan daim olmalıdır.” diye konuştu.

“Evde duramazdık”

Üsküdar Valide-i Cedid Camisi Müezzin Kayyımı Ahmet Uzunoğlu, camide yatsı namazını kıldıkları sırada durumdan haberdar olduklarını, namazı bitirdikten sonra gelişmeleri imam odasından takip etmeye başladıklarını ve dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın açıklamasıyla durumun ciddiyetini anladıklarını söyledi.

Uzunoğlu, “Eve geldiğimde haberlere baktım. Cumhurbaşkanımız televizyona bağlanıp, halkın gücünün üstünde bir güç tanımadığını belirtip bütün vatandaşları meydanlara çağırdı. Bu çağrı olmasa da biz evde duramazdık.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısının ardından 16 yaşındaki oğluyla birlikte evden çıktığını ifade eden Uzunoğlu, Üsküdar Meydanı’na doğru yaklaşık 8-10 kilometrelik yolu yürüdüklerini, dışarı çıkan insanların da akın akın ilerlediğini gördüklerini anlattı.

Telefonla kendisini arayan mesai arkadaşı Hamza Ensaroğlu’nun camiye geçip sela okumaları gerektiğini söylediğini aktaran Uzunoğlu, “Yürüyerek Üsküdar Meydanı’na kadar geldik. Üsküdar-Ümraniye arası, sanki Arafat Meydanı’ndan Müzdelife’ye akın akın insanlar gider ya, insanlar sel gibi akıyordu. Yolda terk edilmiş, personelsiz tanklar vardı. Fazla oyalanmadan, ‘Bu kötü olayın savuşturulması için din görevlisi olarak bizim katkımız sela okumak olur.’ diyerek camiye geçtik.” ifadelerini kullandı.

Uzunoğlu, “Sela insanlara bir çağrıdır. Gece yarısı insanlar sela okuyorsa, ‘Ey Müslümanlar olağanüstü bir durum var’ demektir. Okunan selaların çok etkisi oldu. İnsanlar dışarıya çıktı.” değerlendirmesini yaptı.

Halka moral vermek için camiden sela ve İstiklal Marşı okudu

Şehzadebaşı Camisi İmam Hatibi Oğuzhan Bahtiyaroğlu ise 15 yıldır bu camide görev yaptığını, darbe girişimi sırasında da müezzin olarak görevinin başında olduğunu kaydetti.

Bahtiyaroğlu, 15 Temmuz gecesi yatsı namazından sonra evine gittiğinde çocuklarının, “Baba bir hareketlilik var. Tanklar Boğaziçi Köprüsü’ne inmiş, uçaklar Ankara’da bazı yerleri bombalıyor.” dediğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı meydanlara çağıran televizyon konuşmasını izledikten sonra abdest alıp iki rekat namaz kıldığını, ardından görevli olduğu camiye gitmek için yola çıktığını dile getiren Bahtiyaroğlu, camide görevli bir arkadaşının kendisini arayarak, “Hocam, bizi tehdit ediyorlar. İBB’yi işgal ettiler, silahlarımıza el koydular. Caminin etrafını sardılar, ne yapalım?” diye sorduğunu anlattı.

Kars doğumlu Ahıska Türkü olduğunu belirten Bahtiyaroğlu, “Bizim Kafkasya’da büyüklerimiz dolu, hortum gibi felaketlerde halkı uyarmak için ezan ve sela okuturlardı. Bu, sadece cenazeyle ilgili değil. Tarihte felaket anlarında milleti uyandırmak için seferberlik çağrılarında selalar, ezanlar okunmuştur. Benimle gelmek isteyen çocuklarıma ‘Bugün sıra bizde. Biz dönmezsek siz çıkarsınız.’ deyip, yola koyuldum. Camiye varmadan güvenlikçileri aradım. Onların yönlendirmesiyle Vefa tarafından camiye geçtim. Caminin bütün dış kapılarını kapattım, ışıklarını söndürttüm. Camiye yaklaştığımda silah seslerini duydum. Bozdoğan Kemeri’nden atlayıp arka parka indiğimde kurşunlar üzerimden geçiyordu. Halkın üzerine sıkıyorlardı. Parkın yarısından sonra sürünerek camiye girdim. Girişte birkaç komşu cemaatimiz vardı. Onları da alarak içeri girdik.” şeklinde konuştu.

Bahtiyaroğlu, camiye vardığında güvenlik görevlisi arkadaşlarının “Hocam bunlar gelir, kapıyı kırarlar, ne yapalım?” diyerek sorduklarını, kendisinin de “Ne olursa olsun kapılar açılmayacak.” diyerek sela okumaya başladığını söyledi.

Daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığından Türkiye genelinde sela okunması emrinin de geldiğini vurgulayan Bahtiyaroğlu, “Bu da bizi cesaretlendirdi. Elhamdülillah, Cenabıallah bizi o gece dirilişin ve direnişin neferi kıldı. Ezanı okuduk, selaya başladık. Sonra Fetih Suresi, İstiklal Marşı okuduk. Ardından hainlerin psikolojisini bozmak için anonslar yaptım. ‘Darbe girişimi bastırıldı. MİT olaya el koydu. Genelkurmay Başkanı kurtarıldı. Sadece siz kaldınız, teslim olun.’ dedim. Darbecilerde ‘Gidin, bu hocayı susturun, dilini kesin getirin.’ diye emir veriyorlardı. Birkaç kez camiye girmeye kalktılar.” ifadelerini kullandı.

Bahtiyaroğlu, camiye akın eden insanların darbecilerin içeri girmesini engellediğini, kendisine de “Hocam sen devam et, millet dağılmasın. Bizi öldürmeden sana dokunamazlar.’ dediklerini aktardı.

Bu sözlerin kendisini çok yüreklendirdiğinin altını çizen Bahtiyaroğlu, “Darbeciler her tarafı tutmuşlardı. Vefa girişini bilmiyorlardı. Güvenlik güçlerini oraya yönlendirdim. Bunları organize ederken sela ve ezanlar da susmuyordu. Yanımda getirdiğim Oflu Hafız Amca selaya devam etti.” dedi.

İBB’yi işgal eden darbecilerin halkı hedef alarak katliam yaptığını aktaran Bahtiyaroğlu, şunları kaydetti:

“Gece saat 23.00’ten önce gelmiştim. Ben şerefeye çıktığımda keskin nişancılar beni görüyordu. İBB tarafındaki pusudan halkın üzerine gelişigüzel ateş ediyorlardı. Bu şekilde neredeyse sabah namazına yarım saat kalana kadar devam etti, sabah 04.00’e kadar sürdü. Buradaki darbe püskürtülmüş oldu. Acı bir imtihan oldu ama aynı zamanda öyle bir cesaret verdi ki o gece hak ile batılın savaşıydı. Bir tarafta uçak, tank, top, diğer tarafta hiçbir şey yoktu. Sadece ellerinde Türk bayrağı ve dillerinde tekbir vardı. Binaların üzerine çıkıp uçağın üstüne atlamaya çalışanlar, tankın önüne yatanlar, çamaşırıyla tankın egzozunu kapatıp durduranlar vardı. Bu cesareti kim veriyor bu millete? Allah. Cenabıallah ağır bedeller ödetmesin, böyle bir imtihan vermesin.”

Bahtiyaroğlu, darbeciler püskürtüldükten sonra Özel Harekatçı polisleri ile halkın gelip kendisine sarıldığını, omuzlarına alarak havaya kaldırdığını, tanımadığı insanların gelip kendisine sarılarak sevinçten ağladıklarını sözlerine ekledi.

Kur’an dersinden direnişe

Çengelköy Kerime Hatun Kur’an Kursu Öğreticisi Ercan Emre Uzun da o dönem Hacı Ömer Efendi Camisi’nde görev yaptığını belirterek, 15 Temmuz akşamı Kur’an-ı Kerim’e geçen çocuklarla bir program yaptıktan sonra Kuleli tarafından askeri araçların hareketliliğini fark ettiklerini anlattı.

Uzun, Kuleli Askeri Lisesi’nden Çengelköy Polis Merkezi’ne gelen bir grup darbeci askerin karakolu teslim almak istediğini, daha sonra köprüdeki hareketlilik ve haberlerden yaşananların darbe girişimi olduğunu anladıklarını söyledi.

Mahalle halkıyla organize olup barikatlar kurarak çeşitli tedbirler alıp askerleri engellemeye çalıştıklarını belirten Uzun, camilerden de selalar okunarak halkın meydanlara çağrıldığını hatırlattı.

Uzun, “Selaların tarihi süreç içerisinde önemli günlerde, gecelerde, deprem gibi doğal afetlerde halkı uyarıcı bir etkisi vardır. O gece de uyarıcı etkisini göstermiş oldu. İnsanlar selalardan sonra dışarı çıktı, meydanlara akın etti.” diye konuştu.

Mahalle halkından sevdiği birçok kimseyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını dile getiren Uzun, “Çevremizden şehit olanlara baktığımızda vatanperver olduklarını, din, mukaddesat için gerektiğinde canlarını verebileceklerini görmüş olduk. Biz de o makama ulaşmayı çok arzu ederdik.” ifadelerini kullandı.



Source link