GÜNDEM

Türkiye’nin yapay zeka hamlesi dijital egemenliğin anahtarı olacak


Emirhan Yılmaz

19 Haziran 2026Güncelleme: 19 Haziran 2026

Avdagiç, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin de Anthropic ve OpenAI gibi kendi modellerini geliştirmesinin önemine değinerek, aksi takdirde yeni modellere ayrıcalıklı erişim için Avrupa Birliğinin (AB) ABD ile mevcut dönemde yürüttüğü “güvenilir ortak” anlaşmalarının Türkiye için de tek seçenek haline gelebileceğini söyledi.

Türkiye’nin yapay zeka alanında küresel aktörlere rakip çıkarabileceğini savunma sanayisindeki İHA başarısıyla örnekleyen Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nın önemine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Rekabetin anahtarı artık ‘yapay zeka altyapıları, çip teknolojileri, veri işleme kapasitesi ve ileri teknoloji girişimleri’ olarak öne çıkıyor. Milli egemenlik artık dijital egemenlikten geçiyor. Hedefimiz Türkiye’den de Anthropic ve OpenAI gibi aktörlere rakipler çıkarmak olmalı. Savunma sanayisindeki İHA’larda yakaladığımız küresel başarı, bunu da başarabileceğimizin en büyük delilidir. Türkiye, İHA gibi yüksek teknolojili ürünlerde dünyanın en büyük ihracatçılarından biri olmayı nasıl başardıysa, yapay zeka alanında da bunu başaracaktır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın açıkladığı Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı önemli bir başlangıçtır.”

“En dikkati çekici vurgulardan biri ‘Micro is Macro’ yaklaşımı”

İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisinin merkezi haline getirme, 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirme hedeflerine ulaşılması için gerekli desteği vereceklerini vurguladı.

Avdagiç, yapay zeka teknolojisine erişimin bir silah olarak kullanılmaya hazırlandığına dikkati çekerek, 2026 görünümünde öne çıkan en dikkati çekici vurgulardan birinin özellikle teknoloji ve yapay zeka yatırımları için kullanılan “Micro is Macro (Mikro Makrodur)” yaklaşımı olduğunu bildirdi.

Şirket düzeyindeki mikro bir eylem ve yatırımın bile artık tüm ekonomiyi, piyasayı veya genel sistemi yani makroyu doğrudan belirleyebildiğini belirten Avdagiç, şöyle konuştu:

“Buna göre yapay zeka yatırımları artık yalnızca teknoloji şirketlerinin konusu değil, enerji talebini, kredi piyasalarını, kamu altyapı yatırımlarını ve küresel sermaye akımlarını etkileyen makro bir dinamik haline geldi. Yapay zeka teknolojisine erişimi bir silah olarak kullanmaya hazır ülke ve bloklar beklemeye başladı. Şurası açık ki dünyada yeni nesil savaş uçağı programları gibi yeni yapay zeka modelleri de bundan sonra sadece yakın müttefiklere açık olacak. Türkiye’nin geliştireceği yapay zeka modelleri ve konseptleri de bu sebeple büyük önem taşıyor. Ticaret savaşları kadar önemli yeni bir mücadele alanı da yapay zeka savaşları olacak.”

Avdagiç, Anthropic’in Mythos modelini kritik siber güvenlik açıklarını tespit edebilen bir sistem olarak tanıttığını, bu ayın başında erişimi seçilmiş Avrupa kurum ve şirketlerine genişlettiğini ancak hemen ardından ABD yönetiminin yasağıyla karşılaştığını anlatarak, “ABD’de Trump yönetiminin en yeni yapay zeka modelleri Mythos ve Fable’a yabancı ülkelerden erişimi yasaklaması, yapay zekanın güvenlikten ekonomik güce kadar belirleyici olacağını açıkça ortaya koyuyor. Sadece Claude’un iki yeni modeli değil, OpenAI’ın GPT-5.5 modeli de benzer derecede gelişmiş olarak değerlendiriliyor. OpenAI, şu anda AB’nin siber güvenlik ajansı ENISA ve NATO’ya erişim izni verme sürecinde.” dedi.

800 bin üyenin iş süreçlerine yapay zeka entegrasyonu

Şekib Avdagiç, ABD yönetiminin Anthropic’in en yeni yapay zeka modelleri Mythos ve Fable’a yabancı ülkelerden erişimini yasaklamasının yapay zeka savaşlarının önemli bir aşamasını temsil ettiğini dile getirdi.

Savaş uçağı programları gibi yeni yapay zeka modellerinin de gelecek yıllarda sadece en yakın müttefiklere açık olacağını vurgulayan Avdagiç, “Biz de ya Anthropic ve OpenAI gibi kendi modellerimizi geliştireceğiz, ki en doğrusu budur, ya da AB’nin ABD ile şu günlerde pazarlığını yaptığı ‘güvenilir işbirliği’ anlaşmaları bir zorunluluk olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

İTO olarak 2018’den bu yana yürüttükleri dijitalleşme hamlesini yeni bir aşamaya taşıdıklarına işaret eden Avdagiç, şu ifadeleri kullandı:

“2018’den bu yana sürdürdüğümüz dijitalleşme hamlesini, 2026’da yapay zekayı 800 bin üyemizin iş süreçlerine entegre ederek yeni bir aşamaya taşıyoruz. ‘Dijitalleşme ve Yapay Zeka: Veriden Değer Üretmek’ temalı etkinliklerimizle bu sürece katkı sunarken; SoftITO, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) ve Teknopark İstanbul’dan oluşan teknoloji ekosistemimizle girişimcilikten inovasyona, eğitimden ticarileşmeye kadar yapay zekâ odaklı dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

“Teknoloji egemenliği artık milli güvenlik meselesi”

Avdagiç, yapay zeka gibi kritik teknolojilerde bağımlılığı azaltmanın milli güvenlik tanımının içine girdiğini belirterek, ABD’li teknoloji şirketlerine olan bağımlılığı azaltmanın ve teknoloji egemenliğini artırmanın milli güvenlik tanımının içine çoktan girdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı programın yapay zeka gibi kritik teknolojilerde bir şirkete veya üçüncü ülkelere bağımlı olmamak için önem taşıdığına dikkati çeken Avdagiç sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin önündeki yeni büyüme hikayesi teknoloji girişimciliği, yapay zeka yatırımları, yüksek katma değerli üretim ve küresel markalar üzerinden şekillenecek. Unutmayalım ki, bugün dünyada unicorn sayılarıyla, teknoloji ihracatıyla ve girişim sermayesi hacimleriyle öne çıkan ülkelerin ortak noktası, güçlü girişimcilik kültürü ve sürdürülebilir yatırım ekosistemleridir. Biz de bunu, sizlerle birlikte hayata geçirirsek, ülkemizi çok daha güçlü bir konuma taşımış olacağız. Bu değişimde ancak ve ancak ‘veriyi yönetenler, teknolojiyi geliştirenler ve yapay zekayı ekonomik güce dönüştürenler’ oyun kurucu aktörler olacaklar.”



Source link