Anatolya

En Hızlı Haber Kaynağınız

GÜNDEM

15 Temmuz’da ABD Büyükelçisi olan Kılıç, Obama yönetiminin ilk açıklamalarının talihsiz olduğunu söyledi


Kılıç, FETÖ’nün darbe girişimine kalkıştığı 15 Temmuz 2016’da ABD’de görev yaparken yaşadıklarına ilişkin 10 yıl sonra AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

15 Temmuz’da Türk vatandaşlarının farklı illerde sokaklara çıkıp demokrasiye, demokratik yollarla seçilmiş liderlerine ve ülkelerine sahip çıktığını belirten Kılıç, bu durumun yurt dışında ise daha farklı yaşandığını dile getirdi.

Kılıç, vatan hasreti çekerken ülkeye yönelik bir saldırı düzenlenmesinin büyük bir tepkiye yol açtığını vurgulayarak, “Biz 15 Temmuz’da bütün büyükelçilikteki arkadaşlarla birlikte, bir cuma günüydü, 24 saate yakın televizyonun karşısından ayrılmadan çok duygusal anlar yaşadık.” diye konuştu.

O gün eski ABD Başkanı Obama’nın diplomatik misyon şeflerine yönelik verdiği davette olağan dışı bir program uygulandığına dikkati çeken Kılıç, şu ifadeleri kullandı:

“Amerikan Başkanı senede iki kere, en azından Obama döneminde, diplomatik misyon şeflerine davet verirdi. 15 Temmuz Cuma günü de o davetlerden bir tanesi gerçekleştiriliyordu. Bu davet, mutat uygulama, Beyaz Saray’da böyle genişçe bir salonda olur, o salonda açık büfe yemek verilir. Daha sonra başka bir salona geçilir. Amerikan Başkanı orada bir konuşma yapar, arkasından da yanında bir salona geçilir. Orada tek tek misyon şefleriyle fotoğraf çekilir ve dağılınır. 15 Temmuz’da yemek neredeyse boğazımıza dizilecek şekilde bizi hemen konuşma salonuna geçirdiler. Obama uzun konuşan bir başkandı. Böyle kısa, veciz bir konuşma yaptı. Arkasından fotoğraf çekimi falan olmadan program bitti. ‘Teşekkür ederiz’ dediler ve hepimiz çıktık. Bu bana çok değişik gelmişti açıkçası. Ve büyükelçiliğe döndüğümde bir şey olduğunu, yani olağanüstü bir durum olduğunu hissettim. Çünkü olağan dışı bir program uygulandı.”

Kılıç, büyükelçiliğe geldiğinde dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile telefonda görüştüklerini, görüşmede Türkiye’de olağanüstü bir durum yaşandığı ve boğaz köprüsünün kapandığı bilgisini aldığını aktardı.

NATO görevleri nedeniyle yaklaşık 20 yıl askeri makamlarla yakından çalıştığına değinen Kılıç, hemen tanıdığı askeri yetkilileri arayarak bir kalkışma olduğu bilgisini aldığını söyledi.

Kılıç, ardından ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı’nı aradığını kaydederek, görüşmede Obama yönetiminden demokrasinin arkasında olduğunu ve bu saldırıyı kınayan bir açıklama beklediklerini söylediğini belirtti.

“(Kerry’nin açıklaması) Bu çok talihsiz bir açıklamaydı. Ama yaptılar bunu”

Buna rağmen kınama ifadesinin ilk kez 4 gün sonra yapılan bir açıklamada geçtiğini hatırlatan Kılıç, eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin darbe girişiminden hemen sonra yaptığı “itidal” çağrısına ilişkin “Bu çok talihsiz bir açıklamaydı. Ama yaptılar bunu ve dediğim gibi dört gün beklediler kınama ifadesini kullanmak için.” dedi.

Kılıç, 15 Temmuz’da “bir tarafta demokrasisini savunmaya çalışan Türkiye’nin meşru hükümeti, Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Bakanlar Kurulu ve devlet sisteminin; öte tarafta, sokakta Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nın vatanseverliğinin bayraklaşmış haliyle sokaklara çıkmış Türk vatandaşlarının” bulunduğuna dikkat çekerek, bu sırada devletine bağlı askerlerden girişimin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir-komuta zinciri dışında gerçekleştirildiği ve desteklenmediği yönünde teyit aldıklarını, Washington Büyükelçiliğinde de bu kapsamda bazı güvenlik tedbirleri uyguladıkları bilgisini verdi.

Ertesi gün Amerikan Müslüman toplumunun ve Türk vatandaşlarının Beyaz Saray önünde Türkiye’ye destek gösterisi düzenlediğini dile getiren Kılıç, “Obama döneminde maalesef biz elimizden geldiğince bu FETÖ yapılanmasının ne olduğunu, Amerikan sistemine de Türkiye’ye olduğu kadar zarar vermekte olduğunu detaylı olarak anlattık. Daha doğrusu, anlatmaya çalıştık ama çok fazla anlaşılabildiği kanaatinde değilim.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıç, FETÖ’nün ABD’de çok sayıda okul işlettiğine dikkati çekerek, bu okullar aracılığıyla Amerikan vergi mükelleflerinin parasının örgüte aktarıldığını delilleriyle birlikte Obama yönetimine sunduklarını söyledi.

FETÖ’nün ülkeye verdiği zararları Obama yönetimine anlatmak için çok uğraştıklarının altını çizen Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açıkçası, Türkiye’de ilk değildir bu kalkışma. Türkiye’de biliyorsunuz önce 17-25 Aralık’ta bir yargı ve emniyet darbesi yapılmaya çalışıldı. Arkasından askeri darbe geldi. Onu takip eden süreçte de bitmedi, Türkiye’ye yönelik bir ekonomik darbe de yapılmaya çalışıldı. Gezi olayları sırasında sosyal kalkışma gerçekleştirilmeye çalışıldı. FETÖ’nün Türkiye’ye yönelik hain planları sadece 15 Temmuz’la sınırlı değil. Ve biz bütün süreç boyunca bunların hepsini Obama yönetimine ve Obama yönetimindeki yetkililere anlatmaya çalıştık ama maalesef mesela (Obama’nın eşi) Michelle Obama bir Fethullah Gülen okulunu örnek okul diye gitti, ziyaret etti. Tabii ki, darbeden sonra bu anlaşılır ve kabul edilebilir bir şey değil. Ama dediğim gibi, bu tek taraflı bir süreçti. Biz anlatmaya çalıştık. Anlattıklarımız maalesef sağır kulaklara düştü.”

Kılıç, bu süreçte en büyük hayal kırıklığını ABD basınında çıkan haberlerde yaşadığını aktararak, “Amerika’da özgür basın diyorlar ama yani ne kadar özgür, ne kadar tarafsız, belki de onu çok ciddi düşünmek lazım. 15 Temmuz’dan sonra New York Times’ta ‘Türk halkı koyundur, Erdoğan ne isterse onu yapar’ şeklinde bir başlık çıktı ve burada kastettikleri Sayın Cumhurbaşkanımızın vatandaşlarına ‘sokaklara, meydanlara gelin demokrasinizi koruyun’ diye çağrı yapmış olması ve vatandaşımızın da bu çağrıya olumlu cevap vererek sokaklara çıkmış olması.” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından Washington’da yaklaşık 100 gazetecinin katıldığı bir basın toplantısı düzenlediklerini ancak paylaştıkları bilgi ve belgelere rağmen Amerikan basınında bununla ilgili tek satır yer almadığını vurgulayan Kılıç, bu durumu FETÖ’nün ABD’deki lobi faaliyetleriyle ilişkilendirdi.

Kılıç, darbe gecesi boyunca ABD’li yetkililer, sivil toplum temsilcileri ve Türk toplumu ile temaslarını sürdürdüklerini, darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşılmasının ardından ise ABD Dışişleri Bakanlığı Olağanüstü Durum Merkezinden Kıdemli Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın kendisiyle iletişime geçtiğini belirtti.

Kılıç, darbe girişimi sırasında Kıdemli Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin şöyle devam etti:

“İçişleri Bakanı’nız Amerika’nın bu işe müdahil olduğu yolunda birtakım beyanlarda bulunuyor. Türkiye’de de görebildiğimiz kadarıyla bir duygu patlaması yaşanıyor. Amerikan vatandaşlarının can güvenliklerinden endişe ediyoruz, lütfen gereğini yapın.’ dedi. Ben de ilk defa, yani bir diplomat belki o kadar sinirlenmemeli ama 200’ün üzerinde vatandaşımız ölmüş, sabaha kadar televizyonda yaşananları seyretmişiz, gurbetteyiz. Yani onun duygusal yoğunluğu da var. Dedim ki, ‘Sizi gerçekten kınıyorum. Ben sizden bu telefonla bağlanırken zannettim ki Türkiye’deki demokrasiye yönelik saldırıyı kınayacaksınız ve canlarını kaybeden vatandaşlarımız için başsağlığı dileyeceksiniz ve dayanışma ifadeleri kullanacaksınız, ama siz bunu söylüyorsunuz. Bunu hiç yakıştıramadım. Teessüf ederim. Bu bir müttefik ülke Kıdemli Dışişleri Bakan Yardımcısı’na yakışan bir tutum değildir.’ dedim.”

2016’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın darbe girişimine yönelik tavrına ilişkin Kılıç, “Bunu hiçbir şekilde iki müttefik arasındaki ilişki manzumesine yakıştıramıyorum, yakıştıramadım da ama maalesef öyle bir talihsiz dönemdi Amerika’da. İki müttefik arasında olması gereken ilişkilere yakışmayan bir tavır gördüm.” dedi.

Darbe girişiminin ardından 24 Ağustos 2016’da dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye’yi ziyaret edip dayanışma mesajı paylaştığını hatırlatan Kılıç, Biden’ın darbe girişiminde bombalanan yerleri gezdiğini ve “Çok geç kaldık, özür dileriz” dediğini hatırlattı.

Kılıç, darbe girişimi sırasında Obama’nın ABD devlet sisteminde kritik ve önemli operasyonlarda kullanılan “Durum Odası”nda olduğunu, bunu ABD’lilerin kendisine söylediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Durum Odası, Amerika’nın dışında ya da içinde Amerikan yönetimini ciddi olarak ilgilendiren bir konu varsa, Amerikan başkanının, çevresindeki önde gelen insanların gelişmeleri takip ettikleri bir oda. Ben bunu ‘Amerikan Başkanı’nın onayını bekliyoruz açıklama için’ dediklerinde duydum, ‘Başkan’a ulaşamıyoruz’ dediler. Ben de sinirli bir şekilde, ‘Peki nerede? Niye ulaşamıyorsunuz?’ dedim. ‘Başkan Durum Odası’nda’ dediler.

Tabii bu illa Türkiye ile ilgili gelişmelerin takibi anlamında olmayabilir, Amerika içinde başka bir gelişme de olmuş olabilir ya da dünyanın başka bir yerinde başka bir gelişme de olmuş olabilir Amerika’yı ilgilendirebilecek. Ama tabii o dönemde, o anda, o yaşanırken siz kendinize yorumluyorsunuz. Ve ben açıkçası çok fazla bir anlam veremedim. ABD Başkanı Durum Odası’nda bile olsa NATO’nun bu kadar kuvvetli bir müttefiki, ABD’nin bu kadar kuvvetli bir müttefiki, böyle bir saldırı altındayken, hain saldırı altındayken, ABD Başkanına ulaşılıp, kendisinin onayını alıp, açıklamanın yapılmasını beklerdim. (Durum Odası’na) Oraya başka bir gerekçeyle de inmiş olsa kendisine ‘Türkiye’de bunlar oluyor’ diye anlatılmıştır.”

Darbe girişimi sırasında Moskova’da bulunan ve “bu konuda bilgim yok” ifadesini kullanan dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin değerlendirmesine değinen Kılıç, bunu çok gerçekçi bulmadığını söyledi.

Kılıç, darbe girişimi sonrası, Obama yönetiminin daha ciddi bir tavır alması gerektiğini vurgulayarak “Netice itibariyle şu andaki yönetimin tavrından çok farklı bir dönemdi o.” diyerek o dönemde Amerika’da görev yapmış olmayı hem bir şans hem de şanssızlık olarak gördüğünü ifade etti.

Kılıç, darbe girişiminin ardından Obama yönetiminin Türkiye’ye yönelik eleştirilerine ilişkin muhataplarına, Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin ardından Doğu Bloku istihbaratıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin görevden alındığını hatırlattığını, ABD’nin ise o dönemde demokratik kurallara uyulmasına ilişkin herhangi bir eleştiri yöneltmediğini söyledi.

Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Obama yönetimin darbe girişimine yönelik tavrı) Bunu hiçbir şekilde iki müttefik arasındaki ilişki manzumesine yakıştıramıyorum, yakıştıramadım da ama maalesef öyle bir talihsiz dönemdi Amerika’da. İki müttefik arasında olması gereken ilişkilere yakışmayan bir tavır gördüm. Yani Obama’nın hemen o gece Sayın Cumhurbaşkanımızı arayıp kendisine desteğini ifade etmesi gerekirdi. Geçmiş olsun demesi gerekirdi. Hayatını kaybeden vatandaşlarımız için başsağlığı dilemiş olması gerekirdi. Ve Amerikan hükümetinin Türkiye’deki demokrasiye çok kuvvetli bir destek açıklaması yapması gerekirdi.

Bütün bunları söylemek için çok böyle diplomasi dehası olmaya gerek yok. Yani ortak aklın gereğidir bu. Sizin müttefikinizin demokrasisi bir saldırı altına giriyor ve siz buna kuvvetli bir tepki vermiyorsunuz. Kınamıyorsunuz bile ve bir de itidal çağrısında bulunuyorsunuz. Yani bu bir tercih miydi, zorunluluk muydu? Bundan hiçbirisi düşünülmez. Çünkü böyle bir durumda tercih ya da zorunluluk olmaz. Müttefiklik budur. Müttefikinizin yanında olursunuz.”

“(11 Eylül saldırısı) Müttefikimiz saldırıya uğramıştı ve müttefikimizin yanında yer aldık”

Kılıç, 11 Eylül saldırılarının ardından Türkiye’nin hiçbir kayıt ve şart öne sürmeden ABD’nin yanında yer aldığını hatırlattı.

Türkiye’nin de 15 Temmuz’da bir saldırıya uğradığını belirten Kılıç, “Amerika saldırıya uğramıştı. O da fiziki bir saldırıydı. İçeriden ya da dışarıdan fark etmez, bizim müttefikimiz saldırıya uğramıştı ve biz müttefikimizin yanında yer aldık. Türkiye’de de insanların üzerine bombalar atıldı, makineli tüfeklerle ateş açıldı, tanklarla insanlar ezildi. Böyle bir durumda samimiyseniz çıkıp Türkiye’deki demokrasinin korunması gerektiğine ilişkin güçlü bir açıklama yaparsınız. Ben sadece bir hayal kırıklığından bahsediyorum.” ifadelerini kullandı.

Obama’nın darbe girişimi döneminde “olayların talihsiz tarafında yer aldığını” aktaran Kılıç, “Eğer o dönemde Amerika’da başkan Trump olsaydı çok daha farklı bir tutum sergileyebilirdi. Biden bile olsa çok daha farklı bir tutum içinde olabilirdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıç, Obama yönetimine darbe girişimine ilişkin yapılan tüm bildirimlerde o dönem Pensilvanya’da yaşayan FETÖ elebaşının işaret edildiğini kaydederek, en azından savcılığa çağrılıp darbe girişimiyle ilgili bir kez dahi olsa sorgulanması gerektiğini söyledi.

Kılıç, Adil Öksüz ile Kemal Batmaz’ın darbe girişimi öncesindeki ABD ziyaretlerine ilişkin, “Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın 12’sinde Türkiye’ye geldikleri, 13’ünde döndükleri söyleniyor. Sanki bir gün kalmışlar gibi gösteriliyor. Oysa saat farkı nedeniyle 13’ünde dönmüş görünüyorlar. Yaklaşık 1-2 saatliğine geldiler, talimatlarını aldılar ve Türkiye’ye döndüler.” dedi.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve örgütünün 15 Temmuz öncesinde de Türkiye’de çeşitli sorunlara yol açtığını belirten Kılıç, darbe girişiminin ardından ABD makamlarına çok sayıda dosya sunduklarını belirtti.

Dosyaları bizzat Amerikan makamlarına teslim ettiğini ifade eden Kılıç, “Bu dosyaların gereği yapılsaydı, Fetullah Gülen açısından Amerika’da çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkabilirdi. Hayatın olağan akışına aykırı bir durum vardı. Fetullah Gülen ve beraberindeki ekibe yönelik hiçbir tedbir alınmadı. Okullarını işletmeye ve Amerikan vergi mükelleflerinden gelen kaynakları kendilerine aktarmaya devam ettiler.” değerlendirmesinde bulundu.

“(FETÖ ile ilgili ABD makamlarına) Ben kendi ellerimle 140’ın üzerinde dosya teslim ettim”

Kılıç, ABD’ye girişlerde 10 bin dolar üzeri nakit paraya el konulup, hukuki bir sürecin başlatıldığını belirterek, Büyükelçilik hesabından bile bu para çekildiğinde bununla ilgili telefon aldıklarını ve paranın ne yapılacağının sorulduğunu söyledi.

“Fetullah Gülen’e Türkiye’den gelmiş olan 100 milyon doların üzerinde para var. Nakit para dolaşıyor ortalıklarda, Amerika’da okullardan gelen. Bütün bunların hepsini Robert Amsterdam (ABD’li avukat) delillerle ortaya koydu. Biz kendilerine dosyalar verdik bu konuda, yine de bir şey yapılmadı. Yani Amerikan siyasi sisteminin işleyişi çok farklı. Amerika’da siyaseti oy ve maddi kaynak oluşturuyor. Sizin elinizde yeteri kadar maddi kaynak varsa o kaynağı seçim kampanyalarına aktararak temsilciler meclisi üyelerinde de senatörlerde de belli bir destek sağlayabiliyorsunuz kendinize.” ifadelerini kullanan Kılıç, sonrasında yaşanan döneme baktığında Obama yönetiminin bu kadar talihsiz bir yaklaşım içerisinde olmaması gerektiğini kaydetti.

Kılıç, o dönemde Obama yönetiminin sergilemiş olduğu tutumun Türk halkının kalbinde derin yara bıraktığını vurguladı.

“İnsanlarımız sokaklarda öldürüldü ve bunun arkasında yer alan, talimatını veren insan Amerika’da yaşadı, yaşamaya devam etti, ölene kadar da orada yaşadı ve kendisine karşı herhangi bir tavır alınmadı.” diyen Kılıç, şunları kaydetti:

“Bize dosya verilmedi diyenler bile oldu bu adamla ilgili. Ben kendi ellerimle 140’ın üzerinde dosya teslim ettim. Klasör teslim ettim. Onun için yani biz elimizden gelen her şeyi yaptık. Amerikan makamlarına ben bizzat anlattım. Ulusal Güvenlik Danışmanlarına anlattım. Bütün danışmanlarına anlattım. Bakanlarına anlattım. Yakın dostum olan bakanlar da vardı. Resmi olarak görüştüğüm bakanlar da, makamlar da vardı. Onlara da anlattım ama maalesef dediğim gibi bütün bu çağrılarım sağır kulaklara düştü.

X’te de (ABD merkezli sosyal medya uygulaması) yazdım. 15 Temmuz, Türk halkının 7’den 70’e Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale’de bayraklaşan vatanseverlik duygusunun sokaklara döküldüğü ve demokratik liderlerinin korunduğu bir olaydır. Gurur duyulacak bir sayfadır Türkiye’nin tarihinde.”

(Bitti)



Source link