Anatolya

En Hızlı Haber Kaynağınız

GÜNDEM

“Reel Sektör ve Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı” gerçekleştirildi


Hisarcıklıoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İkiz Kuleler’de düzenlenen “Reel Sektör ve Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiğini, serbest ticaret döneminin fiilen bittiğini ve herkesin kendi sanayisini ve üreticisini koruduğunu söyledi.

Ticaretin artık sadece ekonomik değil aynı zamanda güç ve güvenlik meselesi haline geldiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, böyle bir dönemde üretim kapasitesinin bir ülkenin en kıymetli hazinesi olduğunu anlattı.

Hisarcıklıoğlu, firmaların milli servet olduğuna ve zorlu dönemlerde korunmaları gerektiğine dikkati çekerek, “Böyle bir dünyada firmalarını nefessiz bırakan hiçbir ülke sanayisini koruyamaz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, bölgesinin sanayi devi olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

“İtalya ile Çin arasındaki coğrafyanın sanayi deviyiz. Ama son dönemde sanayide hızla kan kaybediyoruz. Bir ülke sanayisini kaybederse, geri kazanması nesiller alır. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanımızın müjdesini verdiği 1 trilyon liralık yeni imalat sanayi yatırım paketi için, şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum. Bu paket, devletimizin reel sektörün sesini duyduğunun en somut göstergesidir.”

“Bankaların da elini taşın altına koyması lazım”

Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak enflasyonla mücadele programını desteklediklerini, enflasyonun herkesin ortak düşmanı olduğunu söyledi.

Enflasyon düşmeden yatırım konusunda öngörülebilirliğin olmayacağını, kalıcı büyümenin sağlanamayacağını dile getiren Hisarcıklıoğlu, programın başarıya ulaşmasını gönülden istediklerini bildirdi.

Hisarcıklıoğlu, bu kapsamda sektörde gördüğü en büyük sıkıntının finansmana erişim olduğunu, kredi faizlerinin uzun süredir yüksek seyrettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Üstelik iş sadece faizle de bitmiyor. Komisyonlar, masraflar, dosya ücretleri derken firmalarımızın katlandığı maliyet, ilan edilen faizin de üzerine çıkıyor. Kayseri’deki mobilyacım, Denizli’deki tekstilcim bana bunu anlatıyor. Bu sıkıntıyı en derinden yaşayan kesim KOBİ’lerimiz. Onların finansmana erişimi tıkanırsa, sadece bir bilanço kalemi bozulmaz. Mahalledeki dükkan kapanır, ilçedeki atölye durur, gencimiz işsiz kalır. Büyüklerin işini bankalar çözüyor, küçüklere kimse selam vermiyor. Bunu tüm bankalara söylüyorum.”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ticari kredilerde büyüme sınırlarının gevşetilmesi ve KOBİ kredileri için tamamen kaldırılmasının birlikte talep edilebileceğini kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, enflasyonun nihayet düşüş patikasına girdiğine, jeopolitik risklerin de yatışmaya başladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu tablo, politika faizinde indirim için uygun bir zemin oluşturuyor. Merkez Bankamızdan bu yönde adımlar bekliyoruz. Politika faizi inerken, bankaların da elini taşın altına koyması lazım. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki bugün yaklaşık 20 puan olan makasın da daralmasını bekliyoruz. İhracatçımızı rahatlatmak için reeskont kredi imkanlarının belirgin şekilde artırılması gerekiyor. KOBİ’lerimize, kredi tahsisinde pozitif ayrımcılık bekliyoruz. Kaynak kıtsa, önceliği en çok ihtiyacı olana verelim.”

Bu kapsamda “Nefes Kredisi” örneğini veren Hisarcıklıoğlu, son 20 yılda Kredi Garanti Fonu ve bankalarla el ele vererek 12 nefes kredisi programını başarıyla tamamladıklarını anımsattı.

Hisarcıklıoğlu, son 1 yılda yeniden başlatılan Nefes Kredisi ile 73 bin firmaya 100 milyar liranın üzerinde kredi kullandırdıklarını belirterek, “Ama talep, bunun en az 10 katı. Sahada finansman ihtiyacı, görünenden çok daha büyük. Ancak birlikte çalışınca hızlı ve etkili çözüm üretebiliyoruz. Nefes Kredisi’ni yılda 1, 2 kez başvurulan bir can suyu olmaktan çıkarıp, düzenli işleyen, kurumsal bir KOBİ finansman kanalına dönüştürebiliriz. Limitleri büyütebilir, vadeleri uzatabilir, daha çok firmamıza, daha uygun koşullarla ulaştırabiliriz.” diye konuştu.

Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil: Yurt dışı kaynak imkanlarımız artacak

Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ise ekonominin yalnızca rakamlarla yönetilen bir alan olmadığını, ekonominin asıl gücünün üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve risk alan insanlardan geldiğini söyledi.

Finans sektörünün de bu çabanın ayrılmaz, bütünleyici bir parçası olduğuna dikkati çeken Özdil, ekonomik dayanıklılığı artırmak için finans sektörü ile reel sektör arasındaki bağları güçlendirmenin gerekli olduğunu ifade etti.

Özdil, içinde bulunulan tablonun finans sektörüne önemli sorumluluklar yüklediğini anlatarak, “Türk finans sektörü bu yükü taşıyabilecek kapasitede, yetenekte ve güçtedir. Biz, bankaları sadece kredi veren kurumlar olarak görmüyoruz, yatırımı kolaylaştıran, reel sektörün ihtiyaçlarına çözüm üreten iş ortakları olarak görüyoruz. Türk bankacılık sektörü birçok ülkeye kıyasla çok sağlam bir yapıda.” dedi. Bu güçlü yapının reel sektör için önemli bir güven unsuru olduğunu vurgulayan Özdil, KOBİ’lere en yüksek oranda destek olan kurumlardan biri olduklarını anlattı.

Fotoğraf : Ömer Taha Çetin/AA

Özdil, KOBİ’leri, sanayicileri, genç ve kadın girişimcileri desteklediklerini ve öyle olmaya devam edeceklerini bildirerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Halkbank’ın üzerinde ABD’deki hukuki sürecin getirdiği bir yük vardı. O yükten kurtulmuş olmamız dolayısıyla bundan sonra yurt dışı kaynak imkanlarımız da artacak ve o kaynakları da siz değerli iş insanlarımızın hizmetine sunacağız. İnşallah bu yılın içinde, eylül-ekimden başlamak üzere yurt dışından 4-5 milyar dolarlık kaynak temini konusunda çalışmalarımız var. Bu kaynakları tamamen sizin hizmetinize sunacağız. Bütün gücümüzü, imkanlarımızı sizler için seferber edeceğimize söz veriyoruz.”

Ziraat Bankası Genel Müdürü Çaka: Mutlaka bu enflasyon düşürülecektir

Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar da dünyanın siyasal ve ekonomik açıdan yeniden şekillendiğini, belirsizliğin en zirvede olduğu dönemlerden birinin yaşandığını söyledi. Bu durumun herkes için hem yeni fırsatlar hem de yeni zorluklar getirdiğini belirten Çakar, Türkiye’nin dışa açık bir ekonomi olduğunu ve bütün küresel gelişmelerden doğrudan etkilendiğini ifade etti.

Çakar, bu kapsamda Türkiye’nin bir ekonomik program uyguladığını ve temel hedefin fiyat istikrarı olduğunu vurgulayarak, “Çünkü fiyat istikrarını sağlamadığınızda finansal, ekonomik ve siyasal istikrarı sağlamamız mümkün değil. Bunların hepsi birbirini besleyen ve birbirini tamamlayan unsurlardır. Fiyat istikrarı olmadan enflasyonu düşüremeyiz, enflasyon düşmediği müddetçe de sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve öngörülebilirliği sağlayamayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Yaşanan jeopolitik gerilimlerin etkisinin fiyatlar üzerindeki etkisinin doğrudan görüldüğüne dikkati çeken Çakar, Orta Vadeli Program’da (OVP) öngörülen enerji fiyatlarının oldukça üzerine çıkıldığının altını çizdi.

Çakar, özellikle enerji ithal eden ülkeler için bu fiyatların temel belirleyici kalemlerden olduğuna ve enflasyonu tetiklediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Ancak bütün bunlara rağmen gerçekten enflasyon eğilimi aşağı yönlü. Genel enflasyon eğiliminin aşağı yönlü olması ve özellikle de yakın coğrafyada bu mevcut savaşın ve konjonktürel gelişmelerin daha negatif bir duruma evrilmemesi kaydıyla bizim önümüz açıktır. Bu süreç başarılabilir bir süreçtir ve mutlaka bu enflasyon düşürülecektir. Oraya doğru da gidiyoruz.”

VakıfBank Genel Müdürü Arslan: Finansmana erişimin sorun olmasını ortadan kaldıracağız

VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan da devam eden ekonomi programının amacının, öngörülebilir, sağlıklı bir ekonomik altyapıyı tesis etmek olduğunu söyledi.

Bölgede yaşanan savaş ve olumsuz durumlara rağmen Türk ekonomisinin bu süreçte güçlü çıkacağına işaret eden Arslan, “Bu dönemi hep birlikte atlatacağız.” dedi.

Arslan, finansmana erişim probleminin önemini vurgulayarak, reel sektörün sorunlarını ve tavsiyelerini dikkatle not alacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün açıklanan toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredi paketinin önemine işaret eden Arslan, “Bu paketin detaylarının açıklanmasıyla tüm kamu bankaları olarak sanayicimize, iş dünyamıza bunları en uygun şartlarda ve en hızlı şekilde ulaştırarak finansmana erişimin sorun olmasını büyük ölçüde ortadan kaldıracağımızı düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Fotoğraf : Ömer Taha Çetin/AA

Arslan, Türk bankacılık sektörünün hem sermaye hem kaynak yapısı gereği iş dünyasını ve reel ekonomiyi daha fazla desteklemeye müsait olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

“Kamu bankaları olarak bundan sonraki süreçte daha birebir iletişimle sorunlar, sıkıntılar daha kolay aşılacaktır. Hatta bu vesileyle bir öneride bulunmak istiyorum, Kamu bankalarında bir ‘finans hattı’ oluşturalım. Buraya uzman ekipler yerleştirelim ve talepleri doğrudan almak suretiyle daha hızlı çözümler getireceğimize inanıyorum. Geçmişte pandemi döneminde olsun, ekonomik kriz dönemlerinde olsun, deprem döneminde olsun kamu bankaları nasıl elini, gövdesini taşın altına soktuysa, inanın ve bize güvenin, bundan sonra da aynı hassasiyeti ve aynı kararlılığı göstereceğiz.”



Source link