Anatolya

En Hızlı Haber Kaynağınız

GÜNDEM

YTB Başkanı Turus, 15 Temmuz’un millet iradesi ile vesayet odakları arasındaki mücadele olduğunu söyledi


Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, FETÖ’nün darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

15 Temmuz darbe girişimini yalnızca milletin iradesine değil, Türkiye’nin dış politikasına, uluslararası alandaki etkinliğine ve YTB gibi kurumların yürüttüğü çalışmalara da yönelmiş alçak bir saldırı olarak gördüğünü belirten Turus, “O gece yalnızca seçilmiş hükümete ve milli iradeye değil; bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yürüttüğümüz insani yardımlara, kalkınma desteklerine, uluslararası eğitim politikalarımıza ve kardeş ülkelerle kurduğumuz güçlü işbirliklerine de darbe vurmak istediler. Bizim kardeş ülkeler dediğimiz, gönül coğrafyamız olarak gördüğümüz ülkelerle geliştirdiğimiz yakın ilişkilere ‘dur’ demek istediler. Türkiye’nin bağımsız dış politikasına, uluslararası sistemde giderek güçlenen konumuna ve YTB gibi kurumların yürüttüğü çalışmalara engel olmaya çalıştılar.” diye konuştu.

Turus, aradan 10 yıl geçmiş olmasına rağmen millet iradesi ve hafızasının diri tutulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, YTB’nin faaliyet gösterdiği coğrafyalarda bu iradenin temsilini ve 15 Temmuz hafızasını yaşatabilmek için çeşitli projeler üretmeye devam ettiğini söyledi.

“Demokrasi mücadelesi veren diğer ülkelere de 15 Temmuz’u örnek gösteriyoruz”

YTB’nin 15 Temmuz temalı faaliyetlerine değinen Turus, “Biz 15 Temmuz’u yalnızca hüzünlü bir anma günü olarak görmüyoruz. 15 Temmuz, aynı zamanda millet iradesinin, bağımsızlığın ve demokrasinin ne anlama geldiğini bütün dünyaya gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır. Biz, kimi çevrelerin ağızlarına pelesenk ettiği demokrasi kavramının gerçek manasını, milletimizin o gece ortaya koyduğu fedakarlık üzerinden hatırlatmaya çalışıyoruz. YTB olarak demokrasi mücadelesi veren diğer ülkelere de 15 Temmuz’u örnek gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz gecesi dünyanın farklı coğrafyalarından çok sayıda telefon aldığını, birçok ülkeden insanların Türkiye için dua ettiğini dile getiren Turus, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin her sokağında darbecilerin karşısında dimdik duran bir millet vardı. Aynı şekilde dünyanın dört bir tarafında, Avrupa’da, Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Afrika’da, gönül coğrafyamızın birçok yerinde Türkiye için yüreği atan insanlar vardı. O gece Balkanlar’dan beni arayan bir kardeşimiz, ‘Siz düşerseniz biz de düşeriz. Lütfen direnin.’ demişti. Gazze’den arayan kardeşlerimiz oldu. Gazze’nin ne kadar büyük zorluklardan geçtiğini hepimiz biliyoruz. Buna rağmen o gece Gazze’den arayanlar, ‘Türkiye’nin ayakta kalması için dua ediyoruz, biz de sabaha kadar dua ettik.’ dediler. Daha birçok mazlum ve gönül coğrafyasından o gece Türkiye için dualar edildi. Bu tablo, Türkiye’nin yalnızca kendi sınırları içinde değil, gönül coğrafyamızın tamamında ne kadar büyük bir umut olarak görüldüğünü bir kez daha gösterdi.”

Turus, YTB’nin çeşitli programlar ve eğitimler aracılığıyla 15 Temmuz’un gerçekte neye tekabül ettiğini anlattığını vurgulayarak, Türkiye’nin o gece verdiği mücadelenin gençlik kampları, eğitim faaliyetleri ve kültürel programlar yoluyla yurt dışındaki Türklere, uluslararası öğrencilere, soydaş ve akraba topluluklara aktarıldığını kaydetti.

15 Temmuz gecesi farklı düşüncelere, farklı hayat tarzlarına ve farklı hassasiyetlere sahip insanların millet iradesine sahip çıkmak için meydanlara akın ettiğinin, canları pahasına büyük bir mücadele verdiğinin altını çizen Turus, şunları söyledi:

“Milletimizin iradesini ortadan kaldırmak, bayrağımızı yere düşürmek, Türkiye’yi yeniden vesayet düzenine mahkum etmek isteyenlere karşı hep birlikte canla başla mücadele ettik. 15 Temmuz, Cumhuriyet tarihimizin belki de Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki en somut milli direniş örneklerinden biri oldu. Bu tecrübeyi, yurt dışındaki vatandaşlarımızın birlikteliği açısından da soydaş ve akraba topluluklarımızla kurduğumuz bağlar açısından da çok önemli bir ders olarak görüyoruz. Biz bu dersi, çalışmalarımızda ve temaslarımızda ilk sıralarda anlatıyoruz.”

Turus, YTB’nin en hassas çalışma alanlarından birinin çocuklar ve gençlerin eğitimi olduğunu, bu alanda verilen eğitimlerle yalnızca bilgi aktarımı yapılmadığını, aynı zamanda ortak hafızayı, aidiyet duygusunu ve birlik bilincini güçlendirecek gerçek bir strateji oluşturmayı amaçladıklarını anlattı.

“Uluslararası öğrencilerimizi seçerken Türkiye’yi doğru anlayabilecek kişileri önemsedik”

Dünyanın farklı bölgelerinde çalışmalar yürüten YTB’nin, Türkiye Bursları kapsamında uluslararası öğrencileri büyük bir hassasiyetle seçtiğini aktaran Turus, “Biz uluslararası öğrencilerimizi seçerken yalnızca akademik başarısı yüksek kişileri tercih etmedik. Aynı zamanda Türkiye ile muhabbet kurabilecek, Türkiye’yi doğru anlayabilecek ve kendi ülkesiyle Türkiye arasında güçlü bir gönül bağı oluşturabilecek kişileri önemsedik. Fakat bizim için en önemli kriterlerden biri şuydu: Kendi ülkesinde, kendi bölgesinde, kendi memleketinde güvenilirliği olan, toplumsal karşılığı bulunan, sözü dinlenen ve gelecekte sorumluluk üstlenebilecek insanları seçmek.” şeklinde konuştu.

YTB’nin yaklaşık 160 bin Türkiye mezunu ve dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren 35 Türkiye Mezunları Derneği bulunduğunu belirten Turus, bu derneklerin zaman zaman çeşitli programlar düzenlediğini ve bu programlarda en önemli başlıklardan birinin ülkelerin kendi kaderini tayin etme iradesi olduğuna vurgu yaptı.

Turus, “15 Temmuz, kendi kaderini kendisi belirlemek isteyen bir milletle, bu ülkenin kaderini dışarıdan veya vesayet odakları aracılığıyla belirlemek isteyenlerin mücadelesi oldu. Bu yönüyle 15 Temmuz yalnızca Türkiye’ye ait bir tecrübe değil; bağımsızlığını, demokrasisini ve milli iradesini korumak isteyen bütün toplumlar için de önemli bir örnektir.” dedi.

Milletin büyük fedakarlıklarla iradesine sahip çıkmasının kıymetine işaret eden Turus, “Mezunlarımıza ve uluslararası öğrencilerimize de şunu söylüyoruz: Siz de kendi ülkenizin kaderine sahip çıkın. Kendi toplumunuzun geleceğinde sorumluluk alın. Bugün Türkiye, dünyada birçok konuda sözü dinlenen, tecrübesi merak edilen, duruşu takip edilen bir ülkeyse bunun en önemli sebeplerinden biri milletimizin iradesine sahip çıkmasıdır. Önce iradene sahip çıkacaksın. İradesine sahip çıkamayan toplumlar, geleceklerini de başkalarının insafına bırakmış olur.” diye konuştu.

“15 Temmuz, milletin kendi kaderine sahip çıkma kararlılığını gösteren tarihi bir dönüm noktası”

Turus, yurt dışında yaşayan Türk gençlerinin Türkiye’ye getirilerek 15 Temmuz darbe girişiminin izlerini Ankara ve İstanbul’da yerinde görmelerinin amaçlandığı “15 Temmuz Demokrasi Yolculuğu: Şehirler ve İzler” programından da bahsetti.

Turus, 14-17 Temmuz’da düzenlenmesi planlanan program hakkında bilgi vererek, yaklaşık 50 gencin programa dahil edileceğini, bu gençlerin 15 Temmuz gecesi yaşanan olaylara tanıklık eden mekanları birebir göreceğini ve darbe girişiminin Türkiye demokrasisi açısından ne ifade ettiğini yerinde öğrenme imkanı bulacağını dile getirdi.

Gençlerin program kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaret edeceğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gerçekleştirilecek anma programlarına katılacağını ifade eden Turus, 15 Temmuz’un yalnızca anlatılarak değil, mekanları ve tanıklıklarıyla birlikte kavrandığında genç kuşakların hafızasında daha güçlü bir yer edineceğini söyledi.

Program çerçevesinde tarihi öneme sahip Yassıadada’ da bir panel düzenleyeceklerini belirten Turus, şöyle devam etti:

“Gençlerimize şunu anlatıyoruz: 1960’larda da aynı iradeyi farklı yöntemlerle kırmaya çalıştılar. Türkiye’yi 20 yıl, 30 yıl geriye götürmeye çalıştılar. 28 Şubat sürecinde postmodern darbeyle aynı anlayışı sürdürdüler. 15 Temmuz’da ise bunu çok daha kanlı, çok daha alçak ve doğrudan milletin iradesine yönelen bir darbe girişimiyle yapmaya çalıştılar. Biz gençlerimize, ‘Gelin, bu süreci yerinde görün. Türkiye’nin demokrasi mücadelesini sadece kitaplardan, konuşmalardan değil; mekanların hafızasından, tanıklıklardan ve yaşanmışlıklardan öğrenin.’ diyoruz.”

Turus, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini, o geceyi hatırlamayan veya o yıllarda çocuk yaşta olan kuşağın bugün artık gençler olarak Türkiye’nin yurt dışındaki temsilcileri haline geldiğini anlatarak, şunları kaydetti:

“Bugün 15 Temmuz gecesini hatırlamayan, o dönem bebek veya çocuk olan gençlerimiz artık büyüdü. Onlar bugün bulundukları ülkelerde Türkiye’nin sesini, duruşunu ve hakikatini anlatacak kuşaklar haline geliyor. Bu nedenle onlara 15 Temmuz’u doğru anlatmak zorundayız. Eğer Allah muhafaza, o hainler 15 Temmuz gecesi başarılı olsaydı bugün ne YTB olarak sizlerle bu güçlü bağı kurabileceğimiz bir sistem olurdu ne de Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlarıyla, soydaşlarıyla, akraba topluluklarıyla ve gönül coğrafyasıyla bu ölçekte temas kurabileceği bağımsız bir zemin kalırdı.”

Turus, 15 Temmuz’un yalnızca geçmişte yaşanmış bir darbe girişimi olarak değil, Türkiye’nin bağımsızlık iradesini, demokrasi mücadelesini ve milletin kendi kaderine sahip çıkma kararlılığını gösteren tarihi bir dönüm noktası olarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğinin altını çizdi.



Source link