Kadınları, geleceği inşa eden öncüler olarak görüyoruz
Bakan Göktaş, bir otelde düzenlenen “ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı”nın açılışında yaptığı konuşmada, Balkanlar’dan Pasifik’e, Orta Asya’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyaya uzanan İslam dünyasından oldukça nitelikli genç kadın temsilcilerle bir arada olduklarını ifade etti.
Programın genç Müslüman kadınların karar alma süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesine katkı sunacağını dile getiren Göktaş, kurulacak her temasın ülkeler arasında yeni işbirliklerine, ortak projelere ve güçlü bir kadın liderlik ağına dönüşeceğini söyledi.
Göktaş, programın gerçekleştirilmesine verdikleri desteklerden dolayı ALLY for Future Kurucusu, İİT Kadın Danışma Konseyinin ilk Başkanı ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’a, Dışişleri Bakanlığına ve İslam İşbirliği Teşkilatına teşekkür etti.
Bakan Göktaş, İslam coğrafyası için kadın liderliğinin asırlardır var olan köklü bir hakikat olduğunu, bu hakikatin en güçlü izlerini tarihin farklı dönemlerinde görmenin mümkün olduğunu ifade etti.
“Kadınları, geleceği inşa eden öncüler olarak görüyoruz”
Bugünü ve geleceği biçimlendiren her alanda kadının rolünün kritik olduğuna, teknoloji ve dijital dünyanın kadınların ortak iyiliği büyüten katkısıyla tüm insanlığa hizmet eden bir güce dönüşebileceğine işaret eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Her geçen gün hayatımıza daha fazla yerleşen yapay zeka, onu tasarlayan ve yöneten masalarda kadınlar yer aldığında daha adil bir geleceğin aracı olur. Savaşlar, göçler ve yoksulluk karşısında kadınlar, toplumsal inşanın özneleri olarak insanı, aileyi ve toplumu yeniden ayağa kaldırır. İklim krizi karşısında kadınların emanet bilinci bugünün kaynaklarını yarına taşıyacak adil bir kalkınma anlayışı ortaya koyar. Aile, kimlik ve aidiyet sınamalarla karşı karşıya kaldığında kadınların değerleri yaşatan varlığı, toplumu bir arada tutan asli bir güce dönüşür. Bu nedenle biz çağımızın büyük dönüşümleri karşısında kadınları, adaleti merhametle, bilgiyi sorumlulukla, geleneği yenilikle yoğurarak geleceği inşa eden öncüler olarak görüyoruz. Buna rağmen hala maalesef başörtülü kadınları hedef alan nefret söylemleriyle karşılaşabiliyoruz. Bu, kadınların inancı ve kıyafetleri üzerinden temel hak ve özgürlüklere, toplumsal barışa ve birlikte yaşama kültürüne açık bir saldırıdır. Ve biz bu anlayışın normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz.”
Göktaş, Türkiye’nin tarihin akışına yön veren Müslüman kadın liderler yetiştirmeyi stratejik bir hedef olarak gördüğünü belirterek, bu hedefin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda somut adımlarla hayata geçirildiğini, ortaya konulan iradenin ise Türkiye’nin ve gönül coğrafyalarının geleceğine yön verdiğini ifade etti.
“Müslüman kadınların önüne konulan engelleri Cumhurbaşkanımız liderliğinde aştık”
Bakanlık olarak bu yolda kadınların bilgisini, emeğini ve liderliğini Türkiye Yüzyılı’nın kurucu gücü haline getirmek için çalıştıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:
“Bu kapsamda son 24 yılda hayata geçirdiğimiz politikalarla kadınların her alanda daha etkili şekilde yer almasının önünü açtık. Bu süreçte özellikle Müslüman kadınların önüne konulan engelleri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tek tek aştık. Bir dönem üniversite kapılarında, kamu kurumlarında, çalışma hayatında inancı ve kıyafeti nedeniyle dışlanan kadınlar, bugün Türkiye’nin kalkınma yürüyüşünün en asli özneleri haline geldi. 2002 yılında üniversiteye giden kız öğrenci oranı yüzde 14 iken 2025’te yüzde 53’e yükseldi. Bugün her iki üniversite öğrencisinden biri kadın. Benzer şekilde 2002 yılında yüzde 36 olan kadın öğretim görevlisi oranı bugün yüzde 53’e ulaştı.
Bu tablo kadınların sadece eğitime erişimde değil, bilim üreten, akademiye yön veren konumlarda da çok daha görünür hale geldiğini göstermektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca uzun yıllar yüzde 5 bandını aşmakta zorlanan kadın temsiliyeti bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çok daha ileri bir seviyeye, yüzde 19,8’e taşındı. 2002 yılında 14 olan kadın büyükelçi sayımız bugün 82’ye yükseldi. Bu, Türkiye’nin dünyaya açılan yüzünde kadınların birikiminin, temsilinin ve diplomatik tecrübesinin daha etkin yer aldığını ortaya koymaktadır. Adalet teşkilatımızda da kadınların varlığı son derece güçlü bir seviyeye ulaştı. Bugün hakim ve savcılarımızın yüzde 40’ı kadın. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 35’e, kadın istihdam oranı ise yüzde 31,2’ye yükseldi.”
“Kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi birbirinin teminatıdır”
Göktaş, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ile tüm bu kazanımları kalıcı hale getirecek faaliyetler yürütüldüğünü, tüm kurumların da her alanda kadının güçlenmesi için büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
“Bizim için kadının güçlenmesiyle ailenin güçlenmesi birbirinin teminatıdır.” diyen Göktaş, “Aile ve Nüfus On Yılı”nın, ailesine güç veren, ailesiyle güçlenen kadınların öncülüğünde bugüne dek elde ettikleri kazanımları kalıcı hale getirecekleri güçlü bir atılım dönemi olacağını vurguladı.
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, programda bulunan gençlerin, adaletin, merhametin ve umudun taşıyıcısı olarak güçlü bir liderlik yolculuğuna çıkarak kendi hikayesini yazacağını belirtti.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Kulaklıkaya: Gazze’deki kadın ve çocukların yanında durmak bizim ahlaki ve insani sorumluluğumuzdur
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, programın birinci ve ikinci toplantılarının, lider olmayı hedefleyen genç kadınların vizyonlarını ve ufuklarını genişletmek, gelecek planları için bakış açıları sunmak ve güçlü bir dayanışma ağı oluşturmak açısından başarılı geçtiğini belirterek, “Genç Müslüman kadınlar için geleceğin liderlik programının bugünkü üçüncü toplantısının zenginleştirilmiş içeriğiyle bu yıl daha verimli geçeceğine inanıyorum. Esasen bu toplantı ortak bir inancı yansıtmaktadır.” dedi.
Kulaklıkaya, bunun, toplumların, ekonomilerin, ulusların geleceğinin gençler ve özellikle genç kadınlar için oluşturacağı fırsatlara bağlı olduğunu kaydetti.
İslam tarihi boyunca kadınların entelektüel, sosyal, ekonomik ve kültürel ilerlemenin en ön saflarında yer aldığını dile getiren Kulaklıkaya, şöyle konuştu:
“Onların başarıları, kadınların güçlendirilmesinin yalnızca bir kalkınma hedefi olmadığını, bunun değerlerimize, kültürel mirasımıza, adil ve müreffeh bir gelecek için ortak vizyonumuza derinlemesine kök salmış olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Günümüzde hızlı teknolojik ilerlemeler, ekonomik dönüşüm, iklim değişikliği, çatışmalar ve insani krizler toplumun tüm kesimlerinin sosyal hayata ve yönetişime aktif katılımını gerekli kılmaktadır. Nüfusunun yarısı toplumsal hayata, karar alma süreçlerine, eğitime, bilime, inovasyona ve ekonomik kalkınmaya tam olarak katkıda bulunamıyorsa hiçbir ülke potansiyelini tam olarak kullanamıyor demektir. Bu nedenle kadınlarımızın güçlendirilmesi yalnızca bir kadın meselesi değildir.”
“Genç kadınlar liderlik fırsatlarına erişebildiğinde tüm toplumlar bundan fayda sağlayacaktır”
Kulaklıkaya, bunun toplumsal bir gereklilik olduğunu altını çizerek, “Genç kadınlar kaliteli eğitime, insana yaraşır istihdam koşullarına, liderlik fırsatlarına ve kamusal hayata eşit katılım imkanlarına erişebildiğinde tüm toplumlar bundan fayda sağlayacaktır.” diye konuştu.
Kadınlara yapılan her türlü yatırımın barışa ve refaha yapılan yatırım olduğunun altını çizen Kulaklıkaya, Türkiye olarak kadınların konumunun güçlendirilmesinin sürdürülebilir kalkınma ve sosyal adaletin sağlanması için vazgeçilmez unsur olduğuna yürekten inanıldığını kaydetti.
Kulaklıkaya, İİT’nin dünyadaki en genç profillerden birine sahip olduğuna işaret ederek, üyelerinin nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ının 30 yaşının altında olduğunu belirtti.
Bakan Yardımcısı Kulaklıkaya, “51. İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Başkanlığı görevini üstlenen ülkemiz eğitim, kapasite geliştirme ve kurumsal adımlar yoluyla İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin gençlerini ve kadınlarını güçlendirme konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekte kararlıdır.” dedi.
Bu amaçla Türkiye’nin, kadınların eğitimi, girişimcilik, kapasite geliştirme, sosyal kapsama ve ekonomik katılım konularına odaklanan İİT girişimlerine aktif olarak katkıda bulunduğunu vurgulayan Kulaklıkaya, bu doğrultuda İİT’nin kadınların ilerlemesi eylem planının uygulanmasına büyük önem verdiğini söyledi.
Çatışma bölgelerinde kadınlar büyük acılar yaşıyor
Kulaklıkaya, çatışma bölgelerinde, özellikle Gazze, Myanmar, Yemen ve Sudan’daki kadınların karşı karşıya olduğu acı gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Buralarda yaşayan insanlarımız hayal edilemeyecek kadar büyük acılara katlanmaktadırlar. Bilhassa kadınlar orantısız bir yükü omuzlamaktadır.” diye konuştu.
Filistinli kadınları güçlendiren ve uluslarının geleceğine katkıda bulunma yeteneklerini destekleyen programlara yatırım yapılması gerektiğini söyleyen Kulaklıkaya, şunları kaydetti:
“İsrail’in Filistin’de ve bölgede işlediği zulümlerin boyutu ve vahşeti göz önüne alındığında programda, Gazze’ye özel bir panelin yer ayrılmış olmasının çok büyük bir önem arz ettiğini vurgulamak isterim. İslam ümmeti olarak Gazze’deki kadın ve çocukların yanında durmak bizim ahlaki ve insani sorumluluğumuzdur.”
Türkiye’nin İİT’deki desteğine ve katkılarına teşekkür
İİT Sosyal İşler Direktörü Ajoke de Türkiye’nin İİT’nin 51. Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanlığı çerçevesinde bu önemli girişimin düzenlenmesinde büyük bir ortaklık ve destek sağlayan Türk hükümetine teşekkür ederek, “Ayrıca, Türkiye’yi İslam İşbirliği Teşkilatına uzun yıllardır verdiği destek ve özellikle kadınların güçlendirilmesi alanında teşkilatın ortak hedef ve önceliklerini ilerletmeye yönelik gösterdiği sürekli çabalardan dolayı takdir ediyorum.” dedi.
51. Dışişleri Bakanları Konseyinin başkanı olarak Türkiye’nin İslam dünyasında dayanışmayı, işbirliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı artırma yönündeki kararlılığını gösterdiğini kaydeden Ajoke, “ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı”nın teşkilatın genç Müslüman kadınların liderlik potansiyeline yatırım yapma konusundaki bağlılığını yansıttığını dile getirdi.
Ajoke, tarih boyunca Müslüman kadınların bilginin gelişimi, sosyal kalkınma, barışın inşası ve toplum liderliği alanlarında kayda değer katkılarda bulunduğuna işaret ederek, dünyanın beklenmedik zorluklardan geçtiği bir dönemde ilkeli, kabiliyetli ve vizyoner kadın liderlere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Program vesilesiyle İslam dünyasından birçok genç kadının tecrübe paylaşımı, bağlantılarını güçlendirmek ve liderlik kapasitelerini geliştirmek için bir araya geldiğini aktaran Ajoke, etkinliğin kadın hakları, aile refahı, kadınların güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma gibi alanların derinlemesine ele alınması için bir diyalog platformu sağladığını vurguladı.
Ajoke, İİT’nin kadınların güçlendirilmesinin ve toplumun her alanında anlamlı bir katılım sağlamalarının teşvikine önem atfettiğinin altını çizerek, bu bağlamdaki girişimleri de desteklediklerini belirtti.
“ALLY for Future: Genç Müslüman Kadınlar Liderlik Programı”
Program, İslam dünyasının farklı coğrafyalarından genç kadınları bir araya getirerek kültürler arası etkileşimi güçlendirmeyi, ortak meseleler etrafında fikir alışverişini teşvik etmeyi ve geleceğin kadın liderleri arasında sürdürülebilir dayanışma ağları kurulmasını amaçlıyor.
Uluslararası liderlik programı ALLY for Future, İİT Kadından Sorumlu 6. Bakanlar Konferansı Dönem Başkanlığı çerçevesinde İİT Kadın Danışma Konseyinin katkılarıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde hayata geçirilen uluslararası liderlik eğitim programı olma özelliği taşıyor.